Bebeğin yaşamının ilk 2 yılı içinde mental ataklar toplamda 10 kere ve fiziksel ataklar genel kanıya göre 2-3 haftalıkken, 3, 6, 9 ve 12 aylıkken olmak üzere 5 kere gerçekleşir. Fiziksel ataklar genellikle 2-3 gün kadar sürer. Bebek bu atakların ardından gözle görünür şekilde fiziksel olarak büyümüş olur. Bazı günler bebeğinizin gözünüze bir gecede büyümüş gibi gelmesi bir yanılsama değil, muhtemelen atak sonrasıdır. Bu 2-3 günde bebekler genellikle daha sık emerler (özellikle gece – prolaktinin tavan yaptığı saatlerde) böylece büyüyen bedenlerine uygun süt üretilmesi için memeleri uyarmış olurlar. Özellikle 9 ve 12 aylardaki ataklarda ek gıdalardan karbonhidrata yönelebilirler. Fiziksel büyüme sırasında vücutlarının ihtiyacına yönelik yiyecekleri talep ederler bu yüzden bebeğinizin içgüdülerine güvenin ve ne yemek istiyorsa onu yemesine izin verin. Farklı yiyecekleri de sunmaya devam edin. Bir süre sonra normale dönecektir.

 

Mental ataklarda neler olur:

İlk atak 5. Hafta civarında gerçekleşir. Bebeğiniz dış dünyadaki her şeyin daha çok farkına varmaya başlar. Artık beslenme ve uykunun dışında da bir dünya olduğunu keşfeder.  Bunun sonucunda daha fazla uyarana maruz kaldıkça huzursuzluğu artabilir. Uyku sorunları yaşayabilir. Bu yüzden bu dönemde ten tene temas yapmak iyi gelebilir. Sling veya kanguru kurtarıcı olacaktır. Atağı atlattığınızda bebeğiniz size gülümsemeye ve tepki vermeye başlayacak. Ben bu ataktan sonra kızımla gerçek anlamda bir iletişime başladığımızı hissetmiştim. Gözlerimin içine bakıp gülümsemesi o zorlu geçen atak günlerini bir anda silivermişti.

İkinci atak 8. Hafta civarında gerçekleşir. Bebeğiniz bedeninin farkına varmaya, ellerini ve ayaklarını incelemeye başlar. Ellerini veya parmaklarını emebilir. Bu bir sorun değildir. Oral dönemde olduğu için bebeğiniz her şeyi ağzına sokarak tanır ve buna ellerinden başlar. Biraz daha hareketlenir. Kucağınızdan bıraktığınızda kendi kendine oyalanmaya başladığı bir dönem başlıyor diyebiliriz. Çok uzağı henüz göremiyor olsa da gölgeler, bulanık figürler ve ışıklar dikkatini çekmeye başlar. Bu dikkat dağınıklığı emmesine de yansıyabilir. Daha az emmek isteyebilir. Bu durumda sessiz, karanlık ortamda ve özellikle uykuya geçişte/uykudan uyanırken daha verimli emebilir. Bebeğinizi yüzüstü yatırdığınızda artık başını kaldırıp bir süre dik tutabilir. Her gün gözetim altında bir süre yüz üstü yatırmak gelişimi için çok faydalıdır.

Üçüncü atak 12. Hafta civarında gerçekleşir. Bebeğiniz seslere ilgi duymaya başlar, ses tonunuzdaki değişiklikleri fark edebilir. Normalde olduğundan daha sakin olabilir, uykuları bozulabilir, huzursuzluk ve iştahsızlık yaşayabilir. Bir şeylere uzanmaya ve tutmaya çalışabilir. Bu konuda ona destek olabilir, eline değişik dokulu nesneler vererek duyularını geliştirmesine yardımcı olabilirsiniz. Ben bu dönemlerde kızıma değişik şarkılar dinletirdim ve slingde beraber dans ederdik. Stres atmaya da birebir. Bu ataktan sonra seslendiğinizde size bakmaya, eşyaları daha sıkı tutmaya başlar. Etrafa ilgisi artmaya başladığı için bu zamanlarda (bazı bebekler 4. Aydan sonra) emmeye ilgisini kaybedebilir. Aynı zamanda çenesi kuvvetlendiği ve emmede uzmanlaştığı için uzun saatler aç kalıp birkaç dakikada karnını doyurabilir. Bu meme reddi değildir. Bebeğin çişli bezleri yeterliyse ve kilo alımı da normalse doyduğuna emin olabilirsiniz. Gündüz uykularını düzenli uyutmakta fayda var. (Bu konuda ipuçları için tıklayın http://www.bidunyacocuk.com/category/blog/uyku/)

Dördüncü atak 14-19 haftalar arasında gerçekleşen uzun bir ataktır. Ardışık olayları kavramaya başlar. Eline bir oyuncağı alıp inceleyip ağzına sokmak gibi bir dizi davranışı sıralayabilir. Daha çok ilgi isteyebilir, ağlamaları artabilir, bir gün her şey iyiyken ertesi gün kötü olabilir. Dönme çalışmalarına başlar. Ben bu dönemde kızıma değişik oyuncaklar göstermeye başlamıştım. Eline alıp ağzına götürmeye çalışırdı. Bir de ce-eee oyunları oynayabilirsiniz. Bebeğinizi çok güldürecektir. Bebeğinizle bol bol konuşun çünkü bu dönemlerde sesleri taklit etmeye başlayacaktır.

Beşinci atak 23-26 haftalar arasında gerçekleşir. Mesafeleri algılamaya, ilişkileri ve bağlantıları anlamaya başlar. Görüşü keskinleşir ve etrafa ilgisi daha çok artar. Mesafeleri algılamaya başladığı için görüş açısından çıkmanız bebeğiniz için yok olmanız anlamına gelir. Bu yüzden her yere yanınızda götürmek zorunda kalabilirsiniz. Ben bu dönemde bebek arabasını evde kullandım. Odadan odaya bebek arabası ile götürüyordum. O bebek arabasında bağlıyken banyo dahi yapabiliyordum. Bu ataktan sonra artık destekli bir şekilde oturabilir. Tek heceli sesler çıkarmaya ve konuşmaya çalışabilir. Sırt üstünden karın üstüne dönmeye, emekleme çalışmalarına başlayabilir. Uykuları bozulabilir, iştahsızlık olabilir.

Altıncı atak 34-37 haftalar arasında gerçekleşir. Eşyaların kategorilere ayrıldığını anlamaya başlar. Oyuncaklar, yiyecekler, kıyafetler gibi. Tam bir kaşife dönüşür. Yerde bulduğu şeyleri toplayıp inceler ve ağzına götürür. Bir eşyayı alıp size uzatabilir. Çağırdığınızda gelebilir. Dokulara ilgisi artar. Yemekleri mıncıklayıp oynamaya ve etrafı dağıtmaya merak salabilir. Kokuları, insanları ve hayvanları ayırt etmeye başlar. Ciddi bir mental ataktır. Arkasından bir büyüme atağı da gelir. Genellikle meme reddi görülür. Bebek emzik, biberon, mama kullanmıyor ve ayına uygun şekilde ek gıda alıyorsa, bu aydan sonra (alerji, enfeksiyon vb hastalıklar ve diş çıkarma dışında) artık meme reddi yapma olasılığı çok düşüktür. Bu atak şimdiye kadarkiler arasında en zor geçen ataktır. Bütün düzeni altüst olabilir. Uykuları, iştahı, huyu suyu tamamen değişebilir. Ayrılık anksiyetesi artar. Yanınızdan ayrılmak istemeyebilir. Oda değiştirdiğinizde ağlayabilir. Ben bu atak boyunca bebeğimi kangurudan hiç çıkarmadım diyebilirim. Yanımdan ayırmadım, o talep etmeden ben onu bol bol kucakladım ve ten teması sağladım. Emmek veya yemek istemediğinde ısrarcı olmadım. Keşfetmesine izin verdim.

Yedinci atak 42-46 haftalar arasında gerçekleşir. Bir şeyleri bir araya getirmeyi öğrenmeye başlar. Bu dönemde küpleri veya blokları üst üste koyma çalışmaları yapabilir. Legoları birleştirmeye çalışabilir. Birbiriyle bağlantılı eşyaları bir araya koyabilir. Yabancı kavramı oluşmaya başlar. Tanımadıklarından çekinebilir. Normalden daha sakin olabilir. Uykuları bozulabilir. Her şeyi tanımaya başlayan meraklı miniğinize eşyaların adlarını söyleyerek yardımcı olabilirsiniz. Tehlikeli olan şeyleri de tanıtıp sınırları çizmeye başlayın. Emeklemede ilerleme kaydedebilir, tutunup kalkmaya başlayabilir. Cisimleri baş ve işaret parmakları ile tutmaya başlayabilir.

Sekizinci atak 51-55 haftalar arasında gerçekleşir. Bebeğiniz artık yürüme çalışmalarını hızlandırmış, belki koltuklara tutunarak yürüyor veya tutunmadan birkaç adım atıyor olabilir. Her şeyin tepetaklak olduğu asıl atak bu. Bebeğiniz artık bir nevi bebeklikten çocukluğa geçiyor. Artık yaşadığı bir olayın sonucunda ne olacağını anlayabilir. Birden fazla olayın aynı sonucu verdiğini algılayabilir. Günlük ev işlerinde size yardım etmeye başlayabilir. Eline bir bez alıp silmek, çamaşırları makinaya koymak, bulaşıkları suya tutmak gibi işler yaptırabilirsiniz. Bundan çok hoşlanacaktır. Oyuncaklarıyla oyun kurmaya başlayabilir.  Bebeklerin büyük çoğunluğu bariz bir şekilde ek gıdaları reddeder ve memeye aşırı düşkünlük başlar. Sevdiği her şeyden nefret eder, nefret ettiklerini sevmeye başlar. Mesela hiç köfte yemeyen çocuğunuz kahvaltıda köfte yemek isteyebilir. Banyo yapmayı çok severken artık su görmek istemeyebilir. Dikkat dağıtarak, bol bol anlayış göstererek, beden bütünlüğüne saygı duyarak, asla zorlamadan geçirmelisiniz bu atağı. Çünkü bu da diğer ataklar gibi normal bir dönem ve geçecek. Kendinize bunu hatırlatıp sakinleşin. Bebeğiniz büyüyor.

Dokuzuncu atak 60-64 haftalar arasında gerçekleşir. Artık sizi daha net anlayabilir. Sınırları ve hayırları öğrenebilir. Her şeye hayır derseniz ‘hayır’ın bir anlamı kalmaz unutmayın. Gerçekten onun için tehlike arz edecek durumlar dışında hayır demeyin. Alternatif sunmak daha doğru bir yaklaşım olabilir. Bebeğiniz artık istediği bir şeye ulaşabilmek için planlar yapabilir, bunun için sizinle pazarlığa oturabilir. Kendisini söz sahibi olarak görür. Hayvan seslerini ve farklı jest ve mimikleri taklit etmeye başlayabilir. Şarkı mırıldanabilir. Sizi güldürmeye çalışabilir. Uykuları bozulabilir, gece çok sık emmek isteyebilir. Kendi kararlarını almaya başlar ve taleplerde bulunabilir. Talebini elde edemediğinde sinirlenebilir, kendini yerden yere atabilir, agresifleşebilir. Bu anlarda sizin sakin kalıp aynalama yapmanız onu sakinleştirecektir. Duygularını ona yansıtın; öfkelendin, kızdın, onu çok istedin ama alamadın gibi onun yerine duygularını siz ifade edin. Sarılmak isterse sarılın, istemezse de yanında bekleyip kendine zarar vermediği müddetçe öfkesini ifade etmesine izin verin.

Onuncu atak 70-75 haftalar arasında gerçekleşir. Benlik duygusu gelişmeye başlar. Kendi kararlarını kendisini verebileceğinin artık tamamen bilincindedir. Kendi kurallarını ve prensiplerini oluşturup bunlara uyabilir ve uyulmasını isteyebilir. Yardımsever, dikkatli, dürüst gibi davranışların farkındadır ve isterse bu şekilde (veya tam tersi) davranmayı seçebilir. Kendi ailesi, arkadaşının ailesi gibi kavramları anlayabilir. Kalem tutma becerileri gelişmeye başlar. 2 yaş sendromunun ön hazırlığı olan bir ataktır. Eşyalara benim diyebilir ve sahiplenebilir. Bol itirazlı ve ‘hayır’lı bir dönemdir. Beraber mutfakta kek kurabiye yapabilirsiniz. Oyun hamurları ile oynamaya başlayabilir. Konuşmada ilerlemeler olabilir. Zıplamaya koşmaya koltuklardan atlamaya başlayabilir. Enerjisini atabileceği fiziksel oyunlar oynayabilirsiniz. Yine uykuları ve iştahında bozulmalar meydana gelebilir. Genellikle gece emmeleri sıklaşır. Bunda hem atağın hem de bu dönemde gelen dişlerin payı çok büyüktür. Aynı zamanda gece kabusları başlar. Bu kabuslar ile korkup ağlayarak uyanabilir. Meme ağzında uyumak isteyebilir. Ayrılık anksiyetesi de bu atakla beraber tavan yapar. 9. Aydaki atağın bir benzeri şekilde gece gündüz sizden ayrılmak istemeyebilir. Gündüz de emme sıklığı artabilir. Ek gıdalara ilgisi azalabilir.

Onuncu ve son ataktan sonra artık 2 yaş sendromu denen döneme kadar başka atak yok ama 16-26 ay aralığı genellikle bebeğinizin en zor geçen dönemi olur. Bu dönemde azı dişleri ve çıkmadıysa köpek dişleri gelir. Bu dişler en zor çıkan dişlerdir ve anne sütünün ağrı kesici özelliğine ihtiyaç duyar. Bebekler için aynı zamanda emme hareketi de rahatlatıcı bir etki yaratır. Bu yüzden bu aylarda ikinci bir yeni doğan dönemi yaşayabilirsiniz. Benim için en zor zamanlar 16-26 ay aralığıydı. Sabrımın sınırları gerçekten çok zorlandı. Çok fazla uykusuz kaldım. Çok fazla ağlama krizi yaşadık. Sakin kalmakta çok zorlandığım zamanlar da oldu. Ama geçiyormuş gerçekten. Her şey gibi bu dönem de gelip geçti.

Biz bu atakların tamamını atlattık. 26. Ayı geride bırakırken geçtiğimiz 10 aylık süreçte neler yaşadık, nasıl bu günleri sağ salim atlattık biraz bundan bahsedeyim.

İlk olarak bebeğimi hiçbir şeye zorlamadım. En baştan beri zaten gerçekten mecburi durumlar dışında zorla bedenine müdahalede bulunmuyoruz, buna öpmek ve sevmek de dahil. Yapmak istemediği bir şey olduğunda onunla konuşarak ikna etme veya alternatif önerme yoluna gittim. Örneğin pantolon giymek istemiyorsa sevdiği iki pantolonu getirip hangisini giymek istediğini sordum. İkisini de istemiyorsa o an için konuyu kapattım ve çıplak dolaşmasına izin verdim. Bir süre sonra tekrar denedim. Bu kez önce bebeğinin pantolonunu giydirdik sonra kendisine tekrar giymek istediği pantolonu sordum. Bu kez bir tercih yaptı ve giydi.

İkincisi asla ona yalan söylemedim. Yapamayacağım şeylerin sözünü asla vermem, söz verdiysem de mutlaka yaparım. Gerçekten yapmayı planladığım ama şartların el vermediği durumlarda ise ona her zaman açık yüreklilikle durumu anlatırım. Sonra da alternatif olarak yapmak isteyebileceği başka şeyler öneririm. Bu dönemde de uyusun, yesin veya bezini bağlatsın diye ona hiç baskı yapmadım, yalan söylemedim. Özellikle bez konusunda çok zorlandık. Külot bez kullanıyoruz ve kaka yapmadığı müddetçe yatırmadan ayakta değiştirdim altını. Yatması gerektiğinde de ona değişik hikayeler anlattım. Heyecanla beni dinlerken altını değiştirdim.

Üçüncüsü, en başından beri yanımda yatırdım. İkimiz de daha rahat uyuyoruz bu şekilde ve uykularımız bölünmüyor. Gece boyu memede olma durumu uzun bir süre devam etti bizde. Özellikle azı dişleri çıkmaya başlamadan iki ay önce memede sabahlamalar başladı. Dişler tamamen çıkana kadar da devam etti. Şuan hala son iki azı dişi çıkmadı ama gece uykuları daha düzenli. Dişlerin gelmesine yakın yine sık emmeye başlayacağını tahmin ediyorum çünkü her dişte aynı şeyi yaşadık. Bazı bebekler diş dönemi emmeyi reddedebiliyorlar. Bu durumda gece ağlayarak uyandığında yine sakin kalıp odanın için gezdirmek ve kanguruda uyutmak seçenek olabilir.

Dördüncüsü aynalamayı çok fazla kullandım. Bebeğiniz özellikle henüz konuşamıyorsa, istediklerini size anlatamadığı için de agresifleşebilir. Bu durumda onun neler hissettiğini siz ona söyleyerek duyulduğunu ve anlaşıldığını gösterebilirsiniz. Kızımın konuşması çok ilerledi ve iletişim kurabildiğimiz için aramızdaki gerginlik ve krizler azaldı şuan. Konuşması ilerledikçe siz de bebeğinizin sakinleştiğini fark edeceksiniz. Ama aynalama konuşabilse de sürekli olarak kullanabileceğiniz bir araç. Her zaman yaşadığı duyguların bilincinde olamayabilir çünkü ve sizin onu anladığınıza da bu şekilde emin olabilir.

Kaynaklar:

https:// www.thewonderweeks.com/the-mental-leaps-and-wonder-weeks/

https:// www.mamanatural.com/baby-growth-spurts/

Total Views: 63 ,

7 Thoughts to “HAFTA HAFTA ATAKLAR”

  1. Merhaba, bilgilere ek olarak deneyimlerinizi de paylaşmanız çok yardımcı oldu. Gelecek zor günler için şimdiden güçlendim.
    Çok teşekkürler ?

  2. Bu güzel bilgiler için çok teşekkürler. Bebeğim 8 haftalık, bunları bilince, atak zamanları kendini belli ediyormuş gerçekten ve acaba nesi var demeden daha daha rahat atlatıyoruz.

  3. Gerçekten yazılarınız bizlere güç veriyor. Bebeğim iki gün sonra 4 aylık oluyor ve meger yaşadığımız 14-19 hafta atağıymış. Her gün yeni bir beceri kazanıyor, yeni bir ses çıkarıyor. Sürekli ilgi bekliyor hiç yalniz vakit geçiremiyor diye üzülürken aslında sürecin hangi noktasında olduğumuzu gördüm ve biraz olsun rahatladım. Sevgilerle 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir